Mardin, Mezopotamya Ovası’na bakan bir yamaca kurulmuş, taş mimarisiyle tanınan tarihî bir şehirdir. Kentin eski dokusunda evler birbirinin manzarasını kapatmayacak şekilde kademeli olarak yerleştirilmiştir. Dört gün, hem şehri hem çevresini acele etmeden görmek için yeterlidir.
1. gün — Eski Mardin
İlk günü yalnızca eski şehre ayırın. Dar geçitler, kemerli passajlar ve sarı kalker taşından cepheler yürüyerek keşfedilir. Yokuşlu ve taş döşeli sokaklar nedeniyle rahat, kaymayan ayakkabı şarttır. Manzara fotoğrafları için gün batımı saatleri tercih edilir.
2. gün — Deyrulzafaran ve çevre
Kent merkezine yakın konumdaki Deyrulzafaran Manastırı, Süryani Ortodoks geleneğinin önemli merkezlerinden biridir. Mardin’in yüzyıllar boyunca farklı halkların ve inançların bir arada yaşadığı bir merkez olduğunu somut olarak gösteren duraklardandır.
3. gün — Midyat
Midyat, taş işçiliğinin bir başka yoğun örneğidir ve Mardin’den farklı bir doku sunar. Telkâri (gümüş işlemeciliği) geleneğiyle bilinir.
4. gün — Dara Antik Kenti
Dara, kayaya oyulmuş yapıları, su sarnıçları ve nekropolüyle bölgenin en dikkat çekici arkeolojik alanlarındandır. Açık alanda gezildiği için sabah ya da ikindi saatleri daha rahattır.
Ne zaman gitmeli
Bölge yaz aylarında oldukça sıcaktır; öğle saatlerinde açık alanda uzun süre kalmak zorlaşır. İlkbahar ve sonbahar, hem gezinti hem de ovaya bakan manzaranın en berrak olduğu dönemlerdir.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok
Bu yazıya ilk yorumu siz bırakın.